Kumar Bağımlılığıyla Mücadelede Alışılmış Yöntemler Neden Yetersiz Kalıyor?

Kumarı bırakma konusunda alışılagelmiş yöntemler işe yaramış olsaydı, bugün Türkiye’de milyonlarca insan kumar bağımlısı olmazdı. Geleneksel yöntemler, diğer bağımlılıklarla mücadele enstrümanlarını kumar bağımlılığına yöneltirler fakat bu, kumarın kendine has yapısını anlamakta ve çözmekte yeterli olmaz.
Peki, bu kadar iyi niyetle uygulanan bu yöntemlerin ortak ve kritik zaafiyetleri nelerdir?
1. Reaktif Yaklaşım: Yangını Söndürmek İçin Yanmasını Beklemek
Davranış terapistlerinin ve psikiyatrların uyguladığı geleneksel müdahaleler, büyük oranda kişi zaten kaybettiğini fark edip kendi isteğiyle başvurduğunda devreye girer. Bu, “reaktif” bir stratejidir; yani sorun büyüdükten ve kişinin hayatını altüst ettikten sonra harekete geçilir. Öncelik toplumsal farkındalık ve proaktif önleme değildir. Oysa kumar, çok daha erken aşamalarda, kişinin henüz “kontrol bende” hissiyle dolaştığı dönemde önlenebilir. Geleneksel yöntemler, bu kritik “önleyici” rolü oynamakta yetersiz kalır.
2. Semptom Odaklılık: Yaprakları Budamak, Kökleri Görmezden Gelmek
Bu yöntemler çoğu zaman “kumar oynamama” davranışına odaklanır. Oysa kumar oynamak bir semptomdur, asıl hastalık değil. Asıl hastalık; can sıkıntısı, anlam arayışı, baş etme becerilerindeki eksiklik, finansal umutsuzluk veya derin bir duygusal boşluk olabilir. Geleneksel yöntemler, sıklıkla bu kök nedenlere inemez ve sadece “yaprakları budamakla” yetinir. Bu da, sorunun farklı bir bağımlılıkla veya davranışla yeniden ortaya çıkma riskini taşır.
3. Aşırı Bireyselleştirilmiş ve Yalıtılmış Müdahale
Geleneksel model, bağımlılığı büyük ölçüde bireyin patolojisi olarak görme eğilimindedir. “Hasta” birey teşhis edilir ve “tedavi” edilmeye çalışılır. Ancak kumar bağımlılığı, kişinin içinde yaşadığı aile sisteminden, sosyal çevresinden, toplumun kumarı normalleştiren tutumundan ve yasal düzenlemelerden bağımsız da düşünülemez. Kişi terapi odasında “iyileşir” gibi görünse de, aynı tetikleyici ortama, aynı damgalanma hissine ve aynı kolay erişime geri döndüğünde, nüksetme riski çok yüksektir. Mücadele, bireyi çevreleyen ekosistemi de kapsamadığı sürece eksik kalacaktır.
4. Yasaklama ve Korku Senaryoları
Kumarın insanlara zarar verdiği ve yaşanan ibretlik hikayeler gerçektir ve kumar oynayan kimseler de bunu genel olarak bilirler. Sadece bu gerçekten kaçma eğilimindedirler ve bu gerçeklerle ıslah edilmeye çalışılmaları daha fazla savunma konumuna geçmelerine ve kumar oynama davranışına kaçmalarına sebep olmaktadır. Kumar oynarsan bu olur, kumar kötüdür ya da kumar oynama talimatları bu yüzden genel olarak hiçbir işe yaramaz.
Önemli Not: Geleneksel yöntemlerin yetersiz kalması, tamamen faydasız oldukları anlamına gelmez. Sorun toplumsal da olduğu için proaktif bir yaklaşım gerekliliği açıktır. Bu tespitler, onların hangi noktalarda yetersiz kaldığını anlamak, daha etkili ve kapsamlı bir mücadele için ilk ve en hayati adımdır. Bu yazı tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Herhangi bir teşhis ya da tedavi iddiası taşımaz.
